<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
            <rss version="2.0">
            <channel>
            <title>Risale-i Nur Haberleri</title><link>http://www.risale-inur.org</link><description>Son Eklenen 50 Haber</description><lastBuildDate>Fri, 16 May 2008 20:56:39 +0300</lastBuildDate><image><title>www.risale-inur.org</title><url>http://www.risale-inur.org/XML_dosyalar/risalexmllogo.jpg</url><link>http://www.risale-inur.org/</link><width>120</width><height>12</height></image><language>Eng</language><docs>XML</docs><managingEditor>cevatsn</managingEditor><item><title>Keşke Kur'an'ı tam duyabilsek!</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1910</link><description>Kur'an-ı Kerim, bazen değişik tenbih ve ihtarlarla gönüllere havf ve haşyet duygusu salar; bazen de iltifat ve müjdelerle kalblere reca hissi doldurur; kimi zaman insanı uzayın enginliklerinde gezdirir, kimi zaman da onun nazarını kendi gönlüne ve vicdanına çevirir; akla ve mantığa seslendiği aynı anda kalbe ve hissiyata da hitap eder.

Kur'an-ı Kerim, bazen değişik tenbih ve ihtarlarla gönüller</description></item><item><title>Kur'an mahlûk değildir</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1909</link><description>Kur'an'ın mahlukiyeti meselesi herkesin işi değildir. Dolayısıyla da bilmeyenler bu meselelerde münakaşa etmemelidir. Aslında bunlar bir kısım nazari meselelerdir ve çok hassas vaz edilmişlerdir. İnsan, bu meseleleri anlamada ve inanmada dengeyi kuramazsa baş aşağı gidebilir. Böyle ağır ve dakik meseleler, avam halkın kaldıracağı meselelerden değildir. Ancak biz kısaca da olsa meseleyi avamlaştırı</description></item><item><title>Doç. Dr. Şadi EREN'in İnsan ve Şeytan isimli kitabı çıktı</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1908</link><description>Muhterem Şadi EREN Hocamızın , &quot;İnsan ve Şeytan&quot;  isimli kitabı yayınlandı. Kitabın önsözünü ve iletişim bilgilerini aşağıda sunuyoruz.

Nesil Yayınlarından şeytanın hileleri ve korunma yolları hakkında bir çalışma teklifi gelmişti. Daha önce yine Nesil Yayınları arasında neşredilen Nefis Terbiyesi isimli bir çalışmam vardı. Bu çalışmamın hem bir devamı olur, hem de onu tamamlar</description></item><item><title>Bazen söz küfür görünür ama sahibi kâfir olmaz!</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1907</link><description>Abbasi halifelerinden Memun, (198-218 H.) ilmi konulara meraklı bir halifeydi. Zamanında Bağdat'ta kurduğu Beytü'l-Hikme üniversitesi Hıristiyan ilim adamlarının dahi Bağdat'a akın etmesine sebep olmuştu. Memun devrinde Ahmed bin Hanbel, İmam-ı Şafii, sahih hadislerin toplayıcısı İmam-ı Buhari ve meşhur tarihçi Vakidi gibi ilim adamlarının hizmetleri de bu ilmî gelişmelere zemin hazırlamış, destek</description></item><item><title>Derisi Yüzülen Dilimiz</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1906</link><description>Soru: Muhatabın seviyesine göre konuşmanın ölçüsü nedir? Aslında ekseriyet tarafından anlaşılacağı umulan makaleler ya da konuşmalar maalesef bazı insanlara ağır gelebiliyor; dergi ve gazetedeki yazılarda daha sade ve anlaşılır bir dil kullanılması isteniyor. Böyle bir talep karşısında seviyeyi düşürmek mi, yoksa gayret eden anlar demek mi gerekir?

Cevap: Muhatabın seviyesini gözeterek konuşm</description></item><item><title>Dünyada ukba eksenli varlık: Anne</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1905</link><description>Anne kendi dünyasında bir kutup varlıktır. Kâbe, topyekün kâinat hakikatinin; Mekke umum beldelerin, dimağ bütün bir bünyenin ruhu, mânâsı, özü ve atlası olduğu gibi, anne de âile cüz-i ferdinin temeli, direği, esâsı ve Yaratıcı Kudret'in de en önemli bir malzemesidir.

Yuvada her şey onun etrâfında döner, ona dolanır ve ona dönüşür. O ise kutup yıldızı gibi hep kendi çevresinde döner ve ucu gök</description></item><item><title>İnsaf, dinin yarısıdır  	</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1904</link><description>İslam'ın en küçük emrini bile hafife almak dinen çok sakıncalıdır. Tesettür meselesinin son günlerde bilhassa bazıları tarafından politize edilerek ayağa düşürülmek istendiğine esefle şahit oluyoruz.

Tesettür, gerçi dinin esasını teşkil eden imanî meselelerden değildir; İslâm'ın beş şartı arasında da yer almaz. Fakat Kur'an'ın açık emridir. Farziyeti, hem Kur'an'la, hem Sünnet-i sahiha ile, hem</description></item><item><title>Din konusunda rastgele konuşmamak gerek</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1903</link><description>Tesettürü, başörtüsünü başka adlar altında da olsa başka kaynaklara bağlamak, bu mevzuda tuhaf tuhaf ve birbiriyle tutarsız iddialar ortaya atmak, gülünç kaçmaktadır.

Tesettüre, başörtüsüne bazı mülâhazalarla karşı olabilirsiniz, ama bunun İslâm'da olmadığı gibi iddialar ileri süremezsiniz. Hele hele, en basit meselelerde bile bir uzmanına müracaat ederken, akıl ve ilim bunu böyle yapmayı gerek</description></item><item><title>Verdiğiniz sadaka, gelecek belaya karşı koyacak güçte olmalıdır!..</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1902</link><description>Çölleri kaplayan koyun sürüleri vardı. Boynuzlu koçlar, bol sütlü koyunlar vahaları aşıp çöllere taşmıştı. Zaten kendisi de çevrede koyun sürüleriyle biliniyordu.

Zaman zaman süt yoğurt yüzü görmeyen yoksullar da müracaat ederek istekte bulunurlardı:

-Bizim çoluk çocuk da sizlere dua etsin, şöyle süt veren bir koyun ihsan buyurun da...

Bu istekleri genellikle reddetmezdi. Hemen gider, sür</description></item><item><title>Kadere Taş Atma!..</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1901</link><description>Soru: İçinde bulunduğumuz şartları ya da maruz kaldığımız bir musibeti yakınlarımıza anlatırken, hiç farkına varmadan arz-ı hal ve vakayı rapor maksadından uzaklaşıp Cenâb-ı Hakkı kullarına şikâyet etmiş olmamak için hangi esasları dikkate almalıyız?

Cevap: İmtihan dünyasında yaşayan insan, her zaman bir belaya, felakete ve derde mübtela olabilir. Bazen diğer insanlar ve arzî hâdiseler yol ver</description></item><item><title>Şuurlu Müslüman</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1900</link><description>Dünyaya gelen her insanda nefsi emmare vardır. Yani emreden nefis... Nefsi emmare, istediği şeyi zorla almaya çalışır. Dünyaya gelen çocuk, süt ister. Süt emmediği zaman ağlar, bağırır.

Çocuk büyüdükçe istekleri de değişir. Mesela annesi, çocuğu alıp pazara çıkar. Çocuk tezgâhta bir bebek görür, onu ister, bebeği aldırana kadar ağlar, bağırır.

Bu hal devam eder...

İnsan büyüdükçe, canı ha</description></item><item><title>Peygamberlik liyakate dayalı ilahi bir ihsandır</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1899</link><description>Bir arı kovanının ana arıya ihtiyacı olduğu gibi beşer de peygambere muhtaçtır. Peygamber olmadan beşer ne ferdî, ne ailevî ne de içtimâî hayatını anlamlı kılamaz. Zira peygamber özel donanımlı bir insan olarak insanların Allah yolunda rehberi, Allah'ın da insanlara karşı elçisidir.

Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bizim önümüzde Hakk'a götüren bir rehberdir. O, bize Hakk'a vasıl olm</description></item><item><title>Büluğ çağına ermeden ölen çocukların durumu</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1898</link><description>Dünyaya canlı olarak gelip de vefat eden her çocuğun gerekli olan techiz ü tekfin işleri yapılır, sonra da cenaze namazı kılınır. Cenaze üzerine namaz kılmanın sevabı sadece cenazeye ait değildir.

Cenaze namazı cenaze hakkında bir duadır ve bu vazife, aynı zamanda müminler için de sevaba medar bir farz-ı kifayedir. Ayrıca üzerine namaz kılınan kimsenin yakınlarına da hem bir sevab hem de tesell</description></item><item><title>Birer zeki muhatap</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1897</link><description>RİSALE-İ NUR müellifinin Onyedinci Lemanın onüçüncü notasında dile getirdiği iktiran bahsi, bir hayat tecrübesinin de tercümanı niteliğindedir benim için. Onun Şualarda yer alan bir mektubunda Nur talebesini tarif ederken dile getirdiği iki vasıftan ikincisi olarak ders müzakeresinde birer zeki muhatab ifadesini de bu iktiran bahsinin ışığında anlamışımdır hep.

Önce, iktiran bahsine k</description></item><item><title>Efendimiz'in haber verdiği korkulacak 4 zaafımız!</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1896</link><description>Efendimiz (sas) Hazretleri buyuruyor ki:- Ümmetim hakkında en çok korktuğum zaaflar: Karın büyüklüğü, (göbek bağlamak). Çok uyumak. Tembellik. Yakîn (iman) zaafı!

Akademi Araştırma Heyeti'nin (Işık) yayınları arasında okuyucuya sunduğu (40 Hadis) kitabında Hocaefendi bu korkulacak zaaflarımıza açıklık getiren geniş yorumlar yapmıştır. Bu yorumların köşemizin alacağı kadarını (özetleyerek de ols</description></item><item><title>Vâdettikleri Açısından İman ve Küfür</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1895</link><description>Soru: Vaad ve vaîd açısından iman ve imansızlık kıyas edilirse, hem müminleri hem de münkirleri mesleklerinde sabit tutan unsurlar nelerdir? İmanın vaadleri insanların duyuşlarına göre farklı farklı mıdır? Münkirlerin imansızlıktan beklentileri nelerdir ki onda ısrar ederler?

    -Vaad, bir şeyi yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermektir; vaîd ise, iyiliğe sevketmek veya kötülükten kurta</description></item><item><title>Ahmed ŞAHİN Hocanın Hizmette Yeşeren Düşler Kitabı Çıktı!</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1894</link><description>İslam'a hizmet; İslam'ın hükümlerini insanlara sadece anlatıp öğretmek ve duyurup ezberlemekten ibaret değildir. Elbette anlatmanın ve öğretmenin de önemli bir yeri vardır. Ama dine hizmetin ve din eğitiminde muvaffakiyetin temel şartı dini sevdirmek, ısındırmak ve benimsetmektir. Çünkü dini hayat; bir gönül işi, dini değerlere yürekten inanma, yaşama iradesini ortaya koyma, vicdanen teslim ve akl</description></item><item><title>Mehmet Dikmen Hocanın Peygamberimizden Hayat Dersleri 666 Hadis Kitabı Çıktı!</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1893</link><description>Hadisler, Müslümanların günlük yaşamlarını, Allah'ın rızası ve Rasûlullah'ın isteği doğrultusunda tanzim eden hayat dersleridir. Bir Müslümanın gerek şahsi hayatında, gerekse toplumsal ilişkilerinde duyarlı olması gereken tüm konulara, bu derslerde dikkat çekilmiş; yapması ya da sakınması icab eden söz, fiil, tavır ve davranışlar, talimatlar halinde, Müslümanın eline verilmiştir.

Elinizdeki ese</description></item><item><title>İnsan, kaderine yön verebilir mi?</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1892</link><description>Kâinatta ne varsa bütününü yaratan Allah'tır. Kur'an-ı Kerim'de ve hadis-i şeriflerde her şeyin yaratıcısının Allah olduğu vurgulanmaktadır. Kâinatta her an meydana gelen her şeyi yapan, yaratan Allah'tır.

Vücudumuzdaki hücreler altı ayda bir yenilenir. Bahar mevsiminde ağaçlar çiçeklenir, yeryüzü rengârenk olur. Gezegenlerin hareketinden sineğin kanat çırpmasına kadar her şeyi yaratan Allah'tı</description></item><item><title>Büyük Türkiye hayali</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1891</link><description>Ülkem ve onun geleceği adına çok ciddi endişelerim var ama ümidimde hiçbir eksiklik yok. Endişelerim hemen herkesin gözü önünde cereyan eden hadiselerden kaynaklanıyor.

Bu milletin istikrarına birileri sürekli çomak sokuyor; sokuyor çünkü siyasi, ekonomik, kültürel alanlarda istikrara kavuşmuş güçlü bir ülke olmamızı istemiyorlar. Bunun yanında bir de doğrudan dine düşmanlık yapanlar var. Dinda</description></item><item><title>Öfke, insanın en zayıf damarlarından biridir</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1890</link><description>Cennet'e ve Cemâlullah'ı görmeye müştak yaşayan Ashab-ı Kirâm Efendilerimiz, kendilerine ebedî saadetin kapısını açacak amellerin peşine düşmüş; hemen her fırsatta Rehber-i Ekmel (aleyhi ekmelüttehâya) Efendimiz'e bu hususta sorular tevcih etmiş ve aldıkları cevaplara göre bir hayat tarzı belirlemişlerdir.

Onlardan bazıları, kendileri için hayatî ehemmiyeti olan mevzuları ve en çok dikkat etmel</description></item><item><title>Teşekkürler Hakan Şükür</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1889</link><description>Yeter artık!.. Bu topluma 'kötü tohumları' yerleştiren, 'kinden ve nefretten' nemalanan, ülkeyi 'laik-dinci' diye ayrıştıran 'ayrıştırıcıların' daimi ve son hedefi Hakan Şükür ve dolayısıyla Galatasaray Futbol Takımı'dır!..

Türkiye'de kırmamış rekor bırakmayan, ünü tüm dünyaya ulaşan Hakan Şükür için yıllardır 'Fethullahçı' yakıştırması yapılıyor!.. 

Bunlar 'başarı düşmanı', 'vatan-millet' s</description></item><item><title>Peygamber sevgisi, Amerika'da salonlara sığmadı</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1888</link><description>Peygamber Efendimiz'in (s.a.s) dünyaya teşrifini anmak ve anlatmak amacıyla Amerika'nın New Jersey ketinde düzenlenen Kutlu Doğum programına ilgi yoğun oldu. HUTACA (Turkish American Cultural Association) Kültür Merkezi tarafından organize edilen programa binin üzerinde insan katılırken Kutlu Doğum programında okunan ilahi, kaside ve tiyatro oyunları salonu dolduranlara duygulu anlar yaşattı.  
 </description></item><item><title>Kalbim Uyumaz!..</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1887</link><description>Soru: Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin Benim gözlerim uyusa da kalbim uyumaz! sözünü nasıl anlamalıyız?

Cevap: Hazreti Âişe validemiz, İnsanlığın İfthar Tablosunun (aleyhi ekmelüttehâyâ) gece ibadetini nazara verirken, bir keresinde kendisine Yâ Rasûlallah! Vitri kılmadan mı uyuyorsunuz? diye sorduğunu ve Allah Rasûlünün Yâ Âişe! Şüphesiz benim gözlerim uyur, fak</description></item><item><title>İnternetin zararlarından korunma çareleri...</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1886</link><description>Günümüzde internet denilen bir iletişim aracı gittikçe yaygınlaşıyor, şimdiye kadar görülmemiş süratte dünya ile iletişim sağlıyor, topyekûn insanlığa büyük çapta faydalı hizmetler veriyor. Denebilir ki, çağın en büyük kolaylığını sağlayan hizmetlerin vericisi durumuna giriyor internet.

Ancak bu yaygın faydasına rağmen bazı aileler de bu faydalı sistemin zararlı şekilde kullanılmasından şikâyet</description></item><item><title>Rabbim, Senden başka kimim var benim?</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1885</link><description>HER YENİ başlangıç beni müthiş heyecanlandırır. Bu bazen elime aldığım yeni bir kitabın ilk sayfası olur. Bazen de bir ağacın dallarındaki tomurcukların uyanışı. Bazen bir bebeğin ilk adımlarını atışını seyretmek de olabilir.

Eğer şuurunuz açık ve duygularınız uyanık ise, hemen söyleyeyim hayatta karşılaşacağınız sürprizler hiç de az değildirler. O gün ne yapacağınız ne yakalayacağınız, biraz d</description></item><item><title>Levlâke'nin manâsı</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1884</link><description>Bir hadis-i kudsîde Cenab-ı Allah (cc), Peygamber Efendimiz (sas) için &quot;Levlâke, lemâ halaktü'l-eflâk = Sen olmasaydın, kâinatı yaratmazdım!&quot; buyurur.

Cenab-ı Allah (cc), kâinatı mükemmel bir saray suretinde yaratmış, içlerindeki bütün cisimlerle birlikte gökleri, bütün güzelliğiyle yeryüzünü bu sarayın tefrişatı olarak var etmiştir. Önce cinler, bu kâinat sarayının şerefli ve nazdar </description></item><item><title>Önemli olan, Efendimiz'e benzer tarzda yaşamaya karar vermektir!</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1883</link><description>İmanımızın temin ettiği ahlak vardır. Mesela meyvelerin çürük taraflarını gizlemeye çalışan bir manav, imanlı ise, birdenbire Allah'ın her şeyi gördüğünü ve bildiğini hatırlar. O an, sanki imanı bir suflör olur ve bağırır:

&quot;Ey Müslüman, dikkat et!.. İmanına, dinine aykırı hareket ediyorsun.&quot; Adam hilesinden böylece vazgeçer.

Meyve vermeyen ağaca &quot;odunluk&quot; derler. Müslüman</description></item><item><title>Hayatın içinde bir nebi</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1882</link><description>Onun hayatından, onun herhangi bir gününden buraya kadar aktardığımız bütün olayların beraberce bildirdiği apaçık bir gerçek vardır: Peygamber aleyhissalâtu vesselamın her ânı Onun huzurunda olmanın şuuruyla yaşanmıştır. O her ânında her işten ve her oluştan her vesileyle Ona giden bir yol bize gösterir. Her ânın, herşeyin, her işin ve her oluşun Onun dilemesi, izni, iradesi, ilmi ve kudretiyle</description></item><item><title>Bu şeref bize yeter</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1881</link><description>Hazreti Ömer döneminde, bugünkü Suriye ve Filistin toprakları da Müslümanların eline geçmişti. Fetihten sonra, ordu kumandanları Mescid-i Aksa'nın anahtarlarını isteyince, oranın ileri gelenleri, &quot;Biz, Mescid-i Aksa'nın anahtarlarını alacak zatın vasıflarını çok iyi biliyoruz; bu anahtarları ondan başkasına asla veremeyiz.&quot; demişlerdi. Daha onlar, aralarında bu konuyu müzakere ederlerken</description></item><item><title>Barla talebelerinin hikâyesi</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1880</link><description>Yaz kardeşim sözüyle başladı Risale-i Nurun hikâyesi. Ve kalemler yazmaya başladı. Her türlü zorluğa rağmen yazmaktan uzak durmayan kalemler, gece gündüz sessizce yazdı. 
Kimi yerde hanımlar mum tuttu, beyler yazdı; kimi yerde de hem kadınlar hem çocuklar, hem yaşlılar hep birden çalıştı. Yazılan Risaleler gizlice dağıtıldı yurdun her köşesine. Göz açtırmayan takip ve baskıya rağmen hiç sekmey</description></item><item><title>Fethullah Gülen ve Humeyni</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1879</link><description>Dün yine Türkiye'deydi. Cumhuriyet gazetesinin manşetinde: &quot;Gülen Humeyni gibi&quot; ifadesi altında, The National Review dergisindeki son yazısının içeriği aktarıldı. &quot;Türkiye'nin dönüm noktası&quot; başlıklı yazıdaki ifadeler, Türkiye'nin içinde bulunduğu krizin en ateşli mevzilerinden biri olan Cumhuriyet gazetesinin söylemek istedikleriyle birebir örtüşüyor. Aynı zamanda bir dayanışm</description></item><item><title>Marksist PKK'nın din oyunu</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1877</link><description>Kuranlı mitingler, Mecliste PKK renkleriyle başörtülü genç kızlar, Bediüzzamana iade-i itibar talebi ve Öcalandan gelen İlahiyat akademisi kurulması teklifi. PKK ve DTP neden strateji değiştirdi? Aksiyon Dergisi konuyu araştırdı. 

Mevlit Kandili gecesi… Ulu Caminin hemen arkasındaki sokakta bulunan tarihî bir Diyarbakır konağında Kürtçe mevlit okunuyor. Merasim kandil gecesi vesilesiyle t</description></item><item><title>Kutlu Doğum'un yetiştirdiği yöneticilerden örnekler</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1876</link><description>İnsanlık kuşlar gibi havada uçuyor, balıklar gibi denizlerde yüzüyor, rüzgârlar gibi de karada geziyor. Ancak, insanı mesut edecek ölçülere hâlâ ulaşamamış, bahtiyar kılacak anlayışa hâlâ varamamıştır.

Hedefinde Kutlu Doğumunu kutladığımız Zat'ın gösterdiği örnek hayat, yaşadığı kutsal adalet söz konusudur. Yakalayabilirse bu örnek ölçüleri kurtulacak, benimseyebilirse o muhteşem anlayışı, mutl</description></item><item><title>Evlerini cennetleri haline getiren aileler...</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1875</link><description>Rabb'imiz bir kutsi ikazında şöyle hitap ediyor kullarına:- Ey kullarım! Ben zulmü kendi nefsime de haram kıldım. Sakın siz de kendi aranızda birbirinize zulmetmeyiniz! Evet, Rabb'imizin açık ve net ikazı böyledir:- Ben zulmü kendi nefsime de haram kıldım. Sakın siz de kendi aranızda birbirinize zulmetmeyiniz.

Neden böyle ikazda bulunuyor?

Çünkü Rabbimizin sevmediği yanlışların en başında zu</description></item><item><title>Kur'an Nuru ve Akıl Gözü</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1874</link><description>Göz görme âleti, akıl ise anlama âletidir. Gözün, güneşe muhtaç olması gibi, akıl da hakikatları görmekte Kurâna muhtaçtır.

Bir kimse, benim gözüm var, o halde güneşe ne ihtiyacım olacak? dese ve karanlıkta görmeye çabalasa gözünü bir çiviye çarpıp kör edebilir.

Aynen bunun gibi, Kurân nurundan gaflet ederek hakikat arayan akıl da kendini yaralayabilir ve öldürebilir.

İlkokula giden bi</description></item><item><title>Sevgi Mi Düşmanlık Mı?</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1873</link><description>İNSANÎ özellikleri hırpalayan ve insanı bazen canavarlara rahmet okutacak kadar alçaltan bir his var: Düşmanlık!

Toplumda çoğu kimsenin bu hisse mağlup olduğunu ve iç aleminin sürekli bir çalkantı içinde bulunduğunu görüyoruz. Bu tehlikeli sonuca çıkan nice yollar mevcut. Bunlardan sadece birkaçı: Dünya sevgisi, menfaat çatışması, haset, kıskançlık, kibir …

Ben bunları sayarken aklım bir nok</description></item><item><title>Sınırlı bir ömrün sınırsız karşılığı vardır  	</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1872</link><description>Bazen insanın sınırlı bir ömürle nasıl sınırsız bir cezaya (ebedi cehennem) çarptırılabileceği konusu insanların zihnini meşgul ediyor. İsrailoğulları böyle bir mülahazadan hareketle &quot;Cehennem ateşi, sayılı birkaç gün dışında bize asla dokunmayacak!&quot; (Bakara, 2/80) demişlerdir.

Aslında amel ve akıbet arasındaki bu tür münasebete göre Cennette de yapılan salih ameller müddetince kalmak</description></item><item><title>İnsan gururlanmada asla haklı olamaz</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1871</link><description>Zenginlik ve hoşsohbet olma gibi hususlar, zahiren insanın diğer insanlar üzerinde faikiyetini işaretlediği bir gerçektir. Halk böyle bir kişi hakkında hüsn-ü zan edebilir, o da bu hüsn-ü zanna itimat edip bel bağlayarak gurura düşebilir.

Keşke düşmese!.. Gurur, Arapça'da aldanma manasına gelir; insanın kendine ait olmayan bir şeyi kendi malıymış zannederek aldanması da bu cümledendir. Bu nokta</description></item><item><title>Herkesi kucaklayan İslam ahlakından sevgi saygı örnekleri..</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1870</link><description>Başka türlü fikir ve felsefeye yönelen kimseler toplum içinde her türlü itici ve kaçırıcı tavrı tercih edebilirler. Bir kesimi başka bir kesim aleyhine yöneltecek sözleri çekinmeden söyleyebilirler. Ama İslam'ı temsil eden Müslümanlar toplumu cepheleştirecek üsluba yönelemezler, itici ve incitici tavrı tercih edemezler.

Çünkü Müslüman itici değil çekici olur. Kaçırıcı değil kucaklaştırıcı olur.</description></item><item><title>Risale-i Nur'u Okuma ve Anlama Teknikleri</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1869</link><description>Yazar Cemil Tokpınar' ın hazırladığı &quot;Risale-i Nur'u Okuma ve Anlama Teknikleri&quot; kitabı &quot;www.sorularlarisaleinur.com&quot; sitesine eklenmiştir. 

Kitapta Risale-i Nur'u yeni okumaya başlayanlara tavsiyeler, Risale-i Nur diline aşinalık, Risalelerin önemini kavrama ve yardımcı kaynaklar hakkında bilgiler içermektedir.

&lt;b&gt;
&lt;a href='http://www.sorularlarisaleinur.com/su</description></item><item><title>Süt ve Fıtrat</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1868</link><description>Soru: Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin, Miracda kendisine ikram edilen içecekler arasından sütü tercih etmesine mukabil Hazreti Cebrâilin (aleyhisselam) Fıtratı seçtin! demesi ne manaya gelmektedir? Fıtrat ile süt arasında nasıl bir münasebet vardır?

Cevap: Hadis-i şeriflerde anlatıldığına göre; Miracda İnsanlığın İftihar Tablosuna bir kapta şarap, bir kapta süt ve</description></item><item><title>Küçücük Tohumlar Büyük Mucizeler</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1867</link><description>TOHUMLAR ve çekirdekler o kadar harikalarla donatılmıştır ki, Yaratıcılarının kudretini ve ilmini anlatan küçük mucizelerdir.

Her ne kadar küçücük olsalar da, hangi bitkinin ya da ağacın tohumu ise, onun dallarına, yapraklarına, yapraklarının sayısına, şekillerine, kabuğunun nasıl olacağına, besin ve su taşıyan borularının genişliğine, sayısına, bitkinin uzunluğuna, meyve verip vermeyeceğine, v</description></item><item><title>Dünyanın İnce Ayarları</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1866</link><description>Üzerinde yaşadığımız dünyamız çok hassas dengeler üzerine oturtulmuş, üstelik bu dengeler özel olarak insanoğlu için ayarlanmıştır. Eğer mevcut yüzlerce dengeden birkaçını yakından incelersek, yaşadığımız dünyanın bizim için nasıl dizayn edildiğini daha iyi anlarız.

Yerçekimi: Eğer daha güçlü olsaydı; Dünya atmosferi çok fazla amonyak ve metan biriktirir, bu da hayat için çok olumsuz olurdu. Eğ</description></item><item><title>Dikkat!.. Ümidini kaybeden her şeyini kaybeder</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1865</link><description>Hayat yolumuz hep düzlükte devam etmemektedir. Bazen önümüze yokuşlar çıkar, bazen de inişler.. Mühim olan düzlükte şımarmamak, yokuş ve inişlerde de ümitsizliğe düşmemek. Bunların hayat yolculuğunun imtihanları olduğunun farkında olmak.Nitekim Rabbimiz Ankebut Suresi'nin ilk ayetlerinde şöyle ikazda bulunmaktadır: 
-İnsanlar iman ettik demekle bırakılacaklar da imtihana çekilmeyecekler mi sanıyo</description></item><item><title>Mümin sadece ahirete karşı hırslı olur</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1864</link><description>Mü'min denge insanıdır. İnanan bir gönül, her mevzûda olduğu gibi rızık peşinde koşarken dinine hizmet etme mevzûunda da ifrat ve tefrite düşmekten kendini korumasını bilmelidir.

Dünyaya dünyada kalacağı müddet kadar, âhirete de yine orada kalacağı müddet kadar ehemmiyet verme dengeyi bulmanın nirengi noktasıdır. Bu sebeple, bizim dünya ile alâkamız, her yerde izzet-i İslâmiye'yi göstermek, tem</description></item><item><title>Maneviyattan mahrumiyet en büyük eksikliktir  	</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1863</link><description>Bilhassa son asırlarda insanlık âleminde büyük karışıklıklar ve ihtilâller olmuştur. Bu tür karışıklıkların başında akide (inanç) sakatlığı, din adına şüphe ve tereddütler gelmektedir.

İnsanlar, fakr u zaruret içinde olsalar da mazbut bir akide ve ahlâka sahip iseler belli ölçüde de olsalar huzur içindedirler. Evet nice kimseler vardır ki, hayatları amelelikle geçtiği halde onlar huzur içinde v</description></item><item><title>Yarım kalmış bir cümle: İslâm terörü lânetler</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1862</link><description>DAHA GERİLERE uzanan bir mazisi olmakla birlikte, 11 Eylülden sonra âdeta tescil edilmiş bir (ön)yargı var Batıda ve Batılılaşmış Doğulularda. Bazı Müslümanların giriştiği şiddet içeren eylemleri İslâma mal edip, İslâmı terörle özdeşleştiren bir yaklaşım karşımızdaki...

Bir Yahudinin şiddet içeren eyleminin Yahudi terörü olarak, bir Hıristiyanın şiddet içeren eyleminin Hıristiyan terörü</description></item><item><title>Fazla Başarı</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1861</link><description>Bediüzzaman'ın destansı hayatını ahir zaman şartlarında kendi hayatı için bir kılavuz olarak belirleyen herkes için, okuyup geçeceği bir ara durak değil, okuyup kalacağı bir son duraktır İhlas Risalesi.

Bediüzzamanın, onun için en azından onbeş günde bir okunmalı kaydını koyması, birçok açıdan manidardır. Bu, en başta, hayatın gündelik akışı içinde zihnimize ve kalbimize yazdığımız bu düstur</description></item><item><title>Kalbin Sorumluluğu</title><link>http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/haber/index.php?sid=1860</link><description>İŞ VEYA çalışma dendi mi zihnimizde hemen gözle görülen faaliyetler canlanır. Yazı yazmak bir iştir. Bu iş, el, kâğıt ve kalem üçlüsüyle ortaya çıkmıştır. Biz bu yazıya bakarız da o yazının insan zihninde plânlandığını, ilimden, hafızadan yardım alındığını, edebî kabiliyetin onu şekillendirdiğini pek hatırlamayız. Bunlar da birer iştirler, hem de birinciden çok daha önemlidirler. Çünkü, yazı gerçe</description></item></channel>
            </rss>